İtalya | Sardinya Bisiklet Turu

İtalya | Sardinya Bisiklet Turu

Sardinya Bisiklet Turu için ilk kez gittiğim adanın sadece bir ada değil; kendi çapında minik bir kıta olduğunu gördüm. Adanın tarihi, coğrafi ve kültürel zenginliğinin örnekleri her yirmi kilometrede bir farklı şekillerde karşımıza çıktı ve bizim için muhteşem bir gezi oldu.

Akdeniz’in Sicilya’dan sonra ikinci en büyük adası Sardinya aynı zamanda ana karaya en uzak ada olması nedeniyle oldukça izole. Yüzyıllarca kendi başının çaresine bakmış, kendi halinde mutlu mesut ada halkı 60’lı yıllarda Avrupa sosyetesinin deniz tatili destinasyonu olarak bir anda ünlenmiş olsa da Sardinya sadece mükemmel plajlar adası değil. Çok daha fazlası.

sardinya bisiklet turu gezi

Yeni yıla yine bir adada girelim dedik ve Aralık ayının son haftası bir akşam Genova’dan Olbia limanına doğru feribotla yola çıktı. 12 saat süren yolculuk sırasında bir kez olsun gözümü kapatmadım çünkü fırtına nedeniyle oldukça heyecanlı bir deniz yolculuğuydu.
Denizde bir o yana bir bu yana savrulan feribotun içinde Sardinya tarihini okudum.

Adanın en eski ahalisi Nuragiler. İlk ticari ilişkileri Fenikelilerle başlıyor. Sardinya üzerinde ilk egemenlik kuranlar Kartacalılar sonra da Romalılar. Sonra bir gün İspanyollar geliyor ve uzun süre kalıyorlar. Avrupa’daki Veraset savaşlarından sonra 1714’te Avusturya’ya, ikinci dünya savaşından sonra ise İtalya’ya geçiyor. İlber Ortaylı’nın notlarından İstanbul’daki Sardinya sefaretinin (bugünkü İtalya Kültür evi) İtalya’nın temsil edildiği ilk bina olduğunu öğrendim.

sardinya bisiklet turu gezi

Sabah Olbia limanına geldiğimizde ise bizi bisikletin üstünden atmaya yetecek kadar güçlü bir rüzgarla karşılaştık. Bir B planımız yoktu, rotamız belliydi ve neyazıkki rüzgarın üzerimize geldiği yöne doğruydu. Yola çıktık.

Önce yağmur yağdı. Tam durup beklesek mi derken güneş açtı. Sonra gökkuşağı çıktı, ay ne güzel ne kadar şanslıyız derken dolu yağmaya başladı. 10 dakikada bir değişen hava şartlarına aldırmadan yolumuza devam ettik, değişmeyen tek şey hızını hiç düşürmeden esen sert rüzgardı.

sardinya bisiklet turu gezi

Costa Smeralda ve Porto Cervo
Sardinya denildiğinde zihnimde canlanan görüntüler hep pırıl pırıl bir deniz, bembeyaz incecik kumlar ve süper zenginlerin sabahlara kadar dans ettiği diskolardı. Kafamdaki Sardinya resimleri ile gördüğüm kıyılar, deniz ve doğa tıpa tık aynıydı. Çünkü biz Costa Smeralda yani dünyaca ünlü zümrüt kıyısındaydık. Daha önce çalılıkların arasında koyunların gezdiği yerler bugün cetvelle çizilmiş yolların geçtiği, birbiri ile uyumlu villaların sıralandığı ve sadece çok büyük markaların dükkan açtığı bir yer. Sardinya’yı dünyaya tanıtan ise bir İtalyan değil, bir imam.

sardinya bisiklet turu gezi

1960’lı yıllarda Şiiliğin İsmailiyye mevhebinin bugünki imamı (ve dünyanın en zengin beş ailesinden birinin mensubu) Kerim Ağa Han bölgeyi keşfediyor ve buraya çok büyük bir yatırım yapıyor. Buraya kurduğu Porto Cervo ise sosyetenin limanı haline geliyor.
Aralık ayının yağışlı bir gününde Porto Cervo’da öğle yemeği yemek için durduk. Çok şirin ama bir o kadar da yapmacık bir şehirde açık tek bir yer bulduk, yemeğimizi
yedik ve arkamıza bakmadan yola devam ettik. Adanın tamamını gördükten sonra Zümrüt Kıyısı için söyleyebileceğim tek şey burada Sardinya’nın doğallığı, tevazusu ve sahiciliğinden eser yok.

sardinya bisiklet turu gezi

Yollarda arabaların olmamasının tadını çıkara çıkara sahil yolundan kuzeye doğru pedal çevirdik. Bir ıslanıyor bir kuruyorduk ama yine de sürüşten çok keyif aldık.
Bu yolculuğa çıkarken ekipman seçimi konusunda oldukça özenli davrandık. Hafif yol bisikletlerimizin üzerinde birer sele altı çantası ve birer de kadro çantası vardı. Kadro çantasının içinde atıştırmalıklar, fotoğraf makinesi, eldiven, harita vardı. Sele altı çantasında ise birer pantalon, birer yün içlik ve birer polar. Üstümüzdeki yağmurluklarımıza ise sonsuz derece güveniyorduk çünkü İskoçya ve İzlanda’da günlerce yağmur altında sürüş yapmıştık.

sardinya bisiklet turu gezi
Öğleden sonra saat dört civarı booking sitesinden Palau ve La Maddalena şehirlerindeki pansiyonlara baktık. Hava karamadan çok rahatlıkla Palau’ya ulaşabilirdik. Ancak takım adalar grubunun ortasındaki La Maddalena’yı da çok merak ediyorduk. Bir adadan başka bir minnak adaya geçme fikri hoşumuza gitti, booking’den odayı tuttuk ve pedallara asıldık.
Palau şehrinden 15 dakikalık bir feribot yolculuğu ile La Maddelana’ya ulaştık. Şehre ayak bastığımızda dolu yağıyordu ve öyle çok da alıcı gözle bakamadan doğru pansiyona sığındık.

sardinya bisiklet turu

Olbia – La Maddalena, 87 km, Strava Kaydı burada.

La Maddalena ve Caprera
Sabah pırıl pırıl bir havaya uyandık ve hemen La Maddalena adasını keşfe çıktık. Adadan minik bir köprü ile Caprera adasına geçtik. Kimsenin yaşamadığı bu ada yürüyüş ve bisiklet için mükemmel bir yer.

sardinya bisiklet turu gezi

Adanın doğal güzelliklerinin yanı sıra bir de tarihi bir önemi bulunuyor. İtalya Devleti’nin kurulmasına öncülük eden Giuseppe Garibaldi, hayatının son yıllarını bu adada tarım yaparak geçiriyor. 1828-1831 yılları arasında İstanbul’da yaşayan ve günümüzde Casa Garibaldi İstanbul adıyla tanınan İtalyan İşçi Birliği derneğinin kurucu başkanı Giuseppe Garibaldi hakkında bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

sardinya bisiklet turu gezi Caprera’ya hayran olduk, bana Ayvalık’ı andıran La Maddalena’yı da gezdikten sonra yine feribotla Sardinya’ya geri döndük.

sardinya gezi

Haritadan kendimize kırmızı renkli ana yolların dışında kalan sarı renkli yan yolları tercih ederek önce şehrine oradan muhteşem bir rotadan Luogosanto’ya geçiyoruz.

luogosanto

Uzun bir süre oldukça ıssız yollardan geçerek Tempio şehrine ulaştık.

sardinya

Taşıma kapasitemiz pek olmadığı için yanımızda ekstra su ve yiyecek yok. Kuru incir, ceviz gibi atıştırmalıklar, bir de enerji jelleri var. Yol boyu yerleşim yeri olmadığından gerçek birşeyler yiyemeden oldukça aç ve yorgun olarak son yokuşu tırmanıp yine booking sitesinden bulup tuttuğumuz pansiyona yerleştik.

sardinya turu
Karnımızı doyurduktan sonra ise granit şehir olarak tanınan Tempio’yu gezdik.
Tempio’nun ana geçim kaynağı şişe mantarı üretimi. Mantar ağacının kabuklarının soyulması, bu kabukların işlenmesi ve sonra da şişe mantarının üretimi. Şehrin dükkanları şişe mantarından yapılan ürünlerle ve hediyelik eşyalarla dolu. Benim en çok ilgimi çeken ise mantardan üretilen kumaşla yapılan kıyafetler oldu: yanmaz, ıslanmaz ve hafif.

sardinya bisiklet turu

La Maddalena – Tempio, Strava kaydı burada

Castelsardo
2017’ye veda etmek ve yeni yılı karşılamak için deniz kenarında bulunan Castelsardo şehrini seçtik. Sabah erkenden bisikletlerimizle yola çıktık. 600 metre rakımda olan Tempio’dan çıkar çıkmaz bizi çok keyifli bir iniş bekliyordu.

sardinya

Doğanın renklerine ve değişen bitki örtüsüne merakla bakarken bir anda kendimizi Perfugas’ta bulduk. Zaten ikinci kahvaltı zamanı geldi deyip bir cafeye girdik. Kahvenin yanında bir kruvasan yiyip yola devam ettik. Ve de turun en güzel rotalarından bir tanesini yaptık.

sardinya

Zirvelerdeki kayalıkların eteklerinde yemyeşil yamaçlar onların da altında göller ve nehirlerden geçen çok güzel bir yol. Ancak en güzeli, yolda sadece bizim olmamız.
Günün son yokuşunun ödülü ise deniz manzarası oldu.

sardinya bayrağıYolda meyve satan bir amca gördük ve portakal molası verdik. Sohbet sırasında ona adanın her yerinde dalgalanan üzerinde gözleri bantlı dört mağribinin bulunduğu Sardinya bayrağının anlamını sordum. Onun açıklamalarından pek tatmin olmayınca akşam araştırma yaptım ve hem çok güzel bir blog keşfettim hem de bayrağın hikayesini öğrendim. Merak edenler için bu yazıyı okumalarını tavsiye ederim.sardinyaHava saat 17:00 gibi karardığından saat dört gibi yine pansiyon araştırmamıza başladık. Ancak Castelsardo şehrindeki fiyatlar normal fiyatların iki mislinde fazlaydı. Yılbaşı gecesi nedeniyle herhalde dedik ve başka da bir alternatif bulamadığımız için normalde 30-45 Euro arası olan bir odaya 100 Euro vermek durumunda kaldık.

castelsardoOda çok güzeldi ve elbette bisikletlerimiz de bizimle birlikte konaklayacaktı. Odanın balkonundan manzara muhteşemdi ancak bizi bir güzel sürpriz daha bekliyordu. Paolo’nun çok sevdiği bir müzik grubu akşam ücretsiz yılbaşı konseri verecekti ve konser alanı bizim balkonun altındaydı.

sardinyaKale içine kurulu, orta çağ mimarisinin hakim olduğu Castelsardo’yu gezdikten sonra gece harika müziklerle yeni yıla girdik.

sardinya bisiklet turu

Tempio – Castelsardo, 56 km,  Strava kaydı burada 

Alghero , Little Barcelona
Seneye nasıl girersen öyle devam eder değil mi? Yeni yılın ilk günü dışarıda yine fırtına vardı ancak bizim yola devam etmemiz gerekiyordu. Olumlu düşünelim, yolda belki rüzgar arkamızdan eser dedik. Hiç de öyle olmadı.

sardinya sassari

Rüzgara karşı mücadele bizi çok yorduğu için sık sık durup mola vererek adanın en büyük ikinci şehri Sasari’ye ulaştık. 1 Ocakta her yer kapalı olduğu için tedbirli davranmıştık ve aç kalmamak için yanımıza sandviç almıştık.

algheroBiz şehre günbatımında, gökyüzünün turuncu olduğu saatlerde girdik, belki de bizi böylesine güzel renklerle karşıladığı için mi bilmiyorum ben Alghero’yu ilk gördüğüm anda çok sevdim. Sonra pansiyonumuzun nazik sahibi ile tanıştık ve şehri daha da çok sevdim. Bize akşam yemeği için tavsiye ettikleri restoranın sahipleri ile leziz yemeklerini yedikten sonra uzun uzun sohbet etme fırsatımız oldu. Alghero çok özel bir yer. Adanın geri kalanı gibi kendine has.

alghero
Özerk bir yönetime sahip adanın her köşesinde kendine özgü bir lehçe var. Bir buçuk milyon nüfuslu adada genel olarak İtalyanca’dan çok Latince’ye benzeyen Sarduca konuşuluyor. Alghero’da ise Katalanca konuşuluyor; sokak isimleri iki dilde yazılıyor.sardinyaYüzyıllardır dillerini ve kültürlerini yaşatan Sardinya haklına hayran kaldım. Eğer hepimiz aynı konuşup aynı dans etseydik, işte o zaman seyahat etmek böylesine zengin bir deneyim olmazdı. Geleneklerin önemini bir kez daha anladım.

sardinya bisiklet turu

Castelsardo – Alghero, 74 km, Strava kaydı burada

Macomer
Algero’dan Bosa’ya giden 45 kilometrelik yok üzerinde yerleşim yeri yok. UNESCO’nun koruma listesinde olan yolun bir yanı deniz diğer yanı ise dağlar.

sardinya

Tek bir bina yok. Sadece yol ve uçsuz bucaksız deniz manzaralı tek kelimeyle muhteşem bir yol. Öğle yemeği molamızı verdiğimiz Bosa, rengarenk binalarıyla denize kavuşan bir nehrin kenarına kurulmuş ve sakin bir şehir.

bosaRestoranda tanışıp sohbet ettiğimiz adalılara yol üzerindeki görülecek yerleri sorduk. Bize verdikleri isimlere harita üzerinde baktık. Burada her yer çok güzel ama bir yer varki yazın aşırı sıcak, kışın ise aşırı soğuk. Sakin oraya gitmeyin, çok çirkin bir yer ve görülecek hiç birşey yok. İsmi nedir? Macomer. Hmm peki.
Yola çıktık, saatlerce pedal çevirdik ve yorgun argın tamam burası çok güzel bu gece burada kalalım dediğimiz şehir neresi oldu? Macomer.

sardinya macomer

1100 yılında yapılmış, restorasyon sonrası Bed&Breakfast’a dönüştürülmüş, çok makul fiyatlı muhteşem bir yerde kaldık. Pansiyonun sahibi iki kız kardeş bize çok yardımcı oldular. Çok güzel bir gece geçirdik, çok leziz bir kahvaltı yaptık. Yanımızdaki rehber kitaba baktım ve rehber kitapta kendine bir paragraf bile yer ayrılmayan bu şehri ben çok sevdim. Ayrıca çevresinde adanın en çok arkeolojik sit alanını barındırıyor.

nuraghe

Burada 4 bin yaşındaki Nuragilerle karşılaşmanız çok normal, adada küçük ve büyük yaklaşık 10bin adet nuragi bulunuyor.

sardinya bisiklet turu

Alghero – Macomer, 77 km, Strava kaydı burada

Cagliari
Yağmur ve fırtına var, ayrıca ertesi gün eve dönüş uçağımıza bineceğimiz Cagliari şehrine hala 160 km yol var. Ne yapalım? Trene binip Cagliari’ye gidelim. İyiki de öyle yapmışız.

cagliari
Adanın başkenti Cagliari ‘yi Fenikeliler kurmuş. Internette hızlı bir araştırma yapıp mutlaka görmeniz gerekenler listesine göz attık.

cagliari

Biraz merdiven çıkıp biraz da asansörden (asansör bazen iki semt arasında işleyen bir toplu taşıma aracı olabiliyor) destek alarak şehre hakim tepeye çıktık ve Fil Kulesi şehre kuşbakışı bir manzara sunan terasa ulaştık.

cagliari

Cagliari’deki bisikletliler grubu ile facebook üzerinden önceden bağlantıya geçmiştik, bisikletleri uçağa verebilmemiz için gerekli olan karton kutuları bulmamız konusunda yardımcı oldular.

Bikepacking Nedir?

Bikepacking, bisikletle hızlı yol almak için bisikletin aerodinamiğini bozmayacak şekilde tasarlanmış çantalarla hafif yolcuk yapmak diyebiliriz.Bike Packing akımı MTB bisikletlerle başlamış olsa da bugün çoğunlukla gravel bisikletlerle tercih ediliyor. Gravel bisiklet, dağ bisikleti kadar dayanıklı, yol bisikleti kadar hızlı bir bisiklet türü. Biz Focus Bikes marka, Paralane model karbon yol bisikletleri ile sorunsuz bir yolculuk yaptık. Çanta konusuna gelirsek eğer, apidura en bilinen marka. Biz, İtalyan Miss Grape markasının çantalarını kullandık ve çok memnun kaldık.

bikepacking
Her gün giydiğimiz su geçirmez, rüzgar geçirmez, hafif, kolay kuruyan teknik kıyafetlerin dışında %100 yün içlik ve sürüş sonrası giymek için birer adet pantalon ve mont vardı.
Yanımızda kamp malzemesi ve ocak (tencere vs) taşımadığımız için yerleşim yerlerinde oda ve lokanta bulmaya muhtaçtık. Turistik bir adaya kışın gittiğimiz için uygun fiyata oda, rahat rahat da yerel halkın yemek yediği lokantalar bulabildik.

Sardinya Adasında Bisiklet Yolları Var Mı?

Alghero ve Cagliari gibi büyük şehirlerde bisiklet yolları var. Şehirlerarası dört şeritli yollardan kaçınıp, ikincil yolları tercih edebilirsiniz. Araç yoğunluğu çok az, asfalt yollar oldukça rahat ve güvenli. Bir haftalık gezimiz sırasında trafikten hiç rahatsız olmadık ve hiç bir tehlike yaşamadık.

sardinya

Sardinya Adasında Ne Yenir?

Sardunya’nın kendi geleneksel mutfağı et ve balık üzerine yemekler sunuyor. Antipasto (meze), primo (makarna veya pilav) ve secondo (et veya balık) seçenekleri arasında sevdiğiniz birşeyler bulacağınıza eminim. Ben bir vejetaryen olarak aç kalmadım. Denemeden dönmeyin listeme ise bunları ekledim:
Bir çeşit ravioli olan culurgiones, Cannonau (kırmızı şarap), Vermentino (beyaz şarap), Mirto (likör), Carasau ekmeği (kuru yufka) ve tatlı olarak da sebadas.

Sardinya’da Konaklama Seçenekleri Nelerdir?

Adada istediğiniz yere çadır kuramazsınız, wild camping yasak. Ancak 90 adet camping bulunuyor. Köylerden şehirlere hemen her yerde Bed&Breakfast, airbnb seçenekleri bulabilirsiniz. Biz B&B’lerde konakladık, yer bulma sorunu yaşamadık. Adanın ana geçim kaynağı turizm olduğu için istemediğiniz kadar çok otel bulabilirsiniz.

sardinya

Sardinya Adasına Nasıl Ulaşılır?

Türkiye’den İtalya aktarmalı olarak Cagliari, Olbia veya Alghero şehirlerine uçabilirsiniz. İtalya’nın Genova, Roma veya Napoli şehirlerinden feribot ile adaya ulaşabilirsiniz. Adanın içlerine doğru trenle yolculuk yapabilirsiniz. Bisiklet için ekstra ücret ödeyerek treni kullanabilirsiniz. Vagonlarda bisiklete ayrılmış özel alanlar bulunuyor.

sardinya

Adalarda yeni yıla girmek güzel fikirmiş derseniz ve hangisine gitsem acaba derseniz o zaman benim tavsiyelerim bunlar:

Rodos

Midilli

Sakız

Sicilya

İtalya | Sardinya Bisiklet Turu yazısı ilk önce bisikletizm üzerinde ortaya çıktı.

Teşekkürler 2017, Hoşgeldin 2018

Teşekkürler 2017, Hoşgeldin 2018

Sanal günlüğüm yani blogumun 10. yılını kutluyorum. Bisikletle yaşam bana önce bisikletli gezgin, sonra blogger’lık, bir süre sonra aktivist ve konferans konuşmacısı sıfatlarını getirdi. Blogum sayesinde gezilere davet edildim, atölye çalışmalarına danışman oldum, toplantılara katıldım, konferanslarda konuşma yaptım ve en önemlisi farklı mecralarda düşünce ve tecrübelerimi aktaracak köşeler buldum. “Bisiklet Odaklı Düşünce” bisikletizm.com’dan çıkıp EKOIQ, Birgün Gazetesi, Yeşil Gazete ve çeşitli seyahat dergilerinde yer aldı.

Doğru olduğunu düşündüğümüz ve ikna olduğumuz bir konuda etrafımızı da “aydınlatma”nın en hızlı kanalının kendi kapalı çevremizden çıkıp başka yerlerde de varolmak olduğunu bir kez daha gördüm.

Bisikletizm benim için kendimi özgürce ifade edebildiğim bir yer. Benim için çok kıymetli ve sen değerli okurum, yazılarımı okuduğun ve paylaştığın için sana çok teşekkür ederim.

#weekend ✌️️her gün pazar ve güneşli olsa ☀️

A post shared by Bisikletizm (@pinarpinzuti) on

Milano’ya taşınalı tam 1 yıl oldu. Bu şehre yerleşirken aldığım notları Milano’da İlk 30 Gün yazımda, ardından geçen ayları ise Gurbette 100. Gün yazımda paylaşmıştım.

Şimdi 2016’ya Veda yazısında olduğu gibi 2017’ye dair bir yazı ile son bir yılda neler olup bittiğine bakmak istiyorum.

#firstdayof2017 ⛄️ #bikeride 🚴🏻‍♀️ #freezing ❄️ #proudofmyself

A post shared by Bisikletizm (@pinarpinzuti) on

Yeni yıla nasıl girersek öyle devam eder demiş ve 1 Ocak 2017’de buz bir gibi bir havada evden çıkıp Milano’dan Pavia’ya pedallamıştık. Yol boyunca ne kadar üşüdüğümü hala dün gibi hatırlıyorum.

Ocak ayının başka bir soğuk gününde ise İzmir’de her ayın son cuma günü yapılan Critical Mass’de “trafikte biz de varız” diyen dostlarımla pedallamıştım.

Mahallemizin sokaklarını keşfederken yakaladığım bisikletlilerin fotoğraflarını facebook ve instagram hesaplarımdan paylaşıyor, bir yandan da acaba bisiklet kullanımını nasıl ‘normalleştirebiliriz’ diye kafa patlatıyordum.

#gentlemanstyle 💼👞 Look at this #style. Not just #cyclist . #cyclechic #milano

A post shared by Bisikletizm (@pinarpinzuti) on

Bisikletli kurye ve bisiklet lojistiği üzerine makaleler yayınladım, bisiklet turizminin önemini, bisikletli turistin değerini aktarmaya çalıştım.

İlkbaharla birlikte şehirde tematik haftalık etkinlikler ve haftasonu eğlenceli bisiklet organizasyonları başladı. Moda, tasarım, kitap, müzik temalı etkinlikleri takip edip, haftasonları binlerce kişinin katıldığı bisiklet sürüşlerinde şehri “otomobillerden arındırılmış” bir şekilde yeniden keşfettik.

Collective Sunday Ride #cyclopride #milan🇮🇹 #latergram

A post shared by Bisikletizm (@pinarpinzuti) on

Bisiklet Onur Sürüşüne ait yazı ve fotoğraflar burada.

Son bir kaç yıldır İtalya’nın en çok okunan bisiklet dergisi bikeitalia için tek tük yazı yazıyordum, Milano’ya yerleştikten sonra daha sık yazmaya başladım. Test etmem için bir bisiklet (Wilier Jaroon, muhteşem bir gravel bike) ve Gore marka kıyafet gönderdiler. Yeni ürünler deneyimlemek hoşuma gitti ve dergiye tecrübelerimi seve seve yazdım.

Geçen yıl Verona’da bir ulaşım konferansına konuşmacı olarak davet edilmiştim. Bisiklet konusunda bir etkinlik yaparken mesajın ne kadar önemli olduğu üzerine bir konuşma yapmıştım. Beni dinleyenlerden bir kaç kişi daha sonra beni aradılar ve kendi şehirlerinde etkinlik düzenleme konusunda yardım istediler. 3 aylık bir hazırlık sonrası daha önce hiç gitmediğim bir şehirde İtalya’nın ilk Bike Party etkinliğimi yaptım (Türkiye’de ilk kez İzmir’de yapmıştım, buradan okuyabilirsiniz.)

Haziran ayında Reggio Emilia‘da yaptığımız etkinlik fotoğrafları burada, bu harika şehri gezmek isterseniz gezi rehberi de bu yazıda. Gezi yazısı demişken; Venedik‘i bir de benden dinlemek isterseniz, bu yazıma göz atabilirsiniz, Toscana‘da bisiklet turu yapmak için motivasyona ihtiyacı olanlara ise tavsiyem bu yazı.  Farklı bir Amsterdam yazısı okumak için tıklayın.

2017’nin en güzel deneyimlerden birisi Velocity Bisiklet Konferansı oldu. Hollanda’nın Nijmegen şehrinde yapılan ve 4 gün süren bisiklet zirvesinde Kadım ve bisiklet konulu bir sunum yaptım. Velocity’ye değişime inanan ve kendi ülkelerinde öncü olabilen belediye başkanları ve politikacılar katılıyor. Konferans notlarıma buradan ulaşabilirsiniz. Konferansta sunumumu dinleyen bir Alman gazeteci, bir kaç hafta sonra beni aradı ve uzun bir röportaj yaptık. Eylül ayında 50 şehirde eş zamanlı olarak yaptığımız Süslü Kadınlar Bisiklet Turu’nun sabahında Zeit gazetesinde yayınlanan bu röportaj sayesinde bir süre boyunca Alman medyası Türk kadının bisikletle özgürleşmesi temasına yer verdi.

Eylül ayında Pavia Belediyesi, bisikletin 200. yaşgününü kutlamak için bir bisiklet festivali düzenlemeye karar verdi. Organizasyonunda yer aldığım bu festival o kadar güzeldiki, bu güzelliğin yayılması için festival nasıl yapılır başlıklı ayrıntılı bir doküman hazırladım. Buyrun, siz de yapın.

Take time to stop and watch the #autumn🍁 🍂 #bikelife #fridayfeeling

A post shared by Bisikletizm (@pinarpinzuti) on

Blogumda bisiklet paylaşım sistemleri ile ilgili yazdığım yazılar birilerinin dikkatini çekmil olmalı…Sağlık Bakanlığının bedava bisiklet dağıtmasının üzerine yayınladığım makaleden sonra dünyada bisiklet kullanımın yaygınlaşması için tercih edilen yöntemi yani bisiklet paylaşım sistemlerini anlattım. Kasım ayında İstanbul Ulaşım Kongresi’ne davet edildim ve bike sharing’i anlattım. Ben üzrime düşeni yaptım ama yetkililerin yaptıklarından o kadar da emin değilim. Transist Konferans notlarım burada. 

Hazır İstanbul’a kadar gitmişken Aydan Çelik’in yeni kitabı İstanbul Bisiklet Rehberi’ni aldım. Hala almadıysanız mutlaka tavsiye ederim. Diğer bir kitap tavsiyem ise Juliana Buhring’in Rüzgara Karşı kitabı.

Bir yılında daha sonuna geldik. Geçen yıl olduğu gibi yeni yıla bisiklet turu ile başlamak istiyoruz. Ama bu sefer daha sıcak bir yerlerde turlamaya karar verdik. İtalya’nın Sardinya (ya da Sardunya) adasının tamamını bisikletle dolayaşacağız. Bu yolculuk için iki yol bisikleti ve iki adet sele altı çantasına sadece “çok gerekli” eşyalarımızı koyacağız. Hafif bisikletlerde uzun yolculuklar yapmak istiyoruz. Dönüşte uzun uzun anlatırım.

Bu aralar nerede çalıştığıma dair çok soru geliyor. Bikenomist adında kamu ve özel sektöre bisiklet odaklı proje üreten bir şirkette çalışmaya başladım. Yapmayı en çok sevdiğim şey, mesleğim oldu. Bikenomist’i de başka bir yazıda ayrıntılı bir şekilde anlatırım.

Mutlu Yıllar.

Pınar

Teşekkürler 2017, Hoşgeldin 2018 yazısı ilk önce bisikletizm üzerinde ortaya çıktı.

Instagram’da Takip Ettiğim Türk Bisikletli Gezginler

Instagram’da Takip Ettiğim Türk Bisikletli Gezginler

Seyahat etmediğim dönemlerde, dünyanın farklı köşelerini yavaş yavaş sindire sindire keşfeden bisikletli gezginlerin fotoğraflarına bakmayı, hikayelerini okumayı ve deneyimlerini dinlemeyi çok seviyorum. Beni hep “hadi bir sonraki yolculuğu planla” modunda tutuyorlar.

Gezginlerin facebook hesaplarını takip etmek için “beğen” tuşuna basıyoruz ama ne yazıkki facebook “timeline”ımıza beğendiğimiz sayfalarla ilgili güncellemeler düşmüyor. Gezginlerin hikayelerini takip etmek için sayfa sahibinin facebook’a para verip, “post”unu görünür hale getirmesi getiriyor. Bunu adil bulmuyorum.

Instagram öyle değil.

Instagram’da takip ettiğim, şu anda yollarda  olan Türk Bisikletli Gezginler ‘i paylaşmak istiyorum.

Bisikletli Gezginler

Elbette Gürkan Genç ile başlıyorum. Gürkan 2012 senesinden beri yollarda. Onlarca ülke, yüzlerce şehir, binlerce kilometre yol yaptı. Bir yandan keşfediyor, bir yandan da genç Türk sporcularına burs sağlıyor ve bence yaptığı en güzel şeylerden birisi de gençleri yola çıkmaya ve deneyim kazanmaya teşvik etmesi. Websitesinde hikayelerini paylaşıyor.

www.gurkangenc.com

A post shared by Gürkan Genç (@gurkangencc) on

Hale Sargın“İşim Gücüm Gezmek” diyor ve çok da güzel geziyor. Bu yaz yolu Milano’ya düştü ve ona şehri bisikletle gezdirme şansım oldu.  Hale, şu anda Güney Amerika’da, yazılarını websitesinden okuyabilirsiniz.

www.isimgucumgezmek.com

“Tek başına gezmek kolay, bizim küçük çocuğumuz var, biz yapamayız” diyenlere cevabım ise İnci ve Soner Sarıhan çifti. Çocukları olmadan önce zaten bisikletle geziyorlardı, şimdi oğulları Tibet Çınar ile geziyorlar. Tibet büyüyor, yakında kendi başına tura çıkacak yaşa gelecek.

www.minikgezgin.com

Uzun zamandır yollarda olan Frogs On Wheels, Gökben ve Nicolas Avrupa’yı, Türkiye’yi ve Orta Asya’yı bisikletle geçtiler, şimdi Güney Asya’dalar.

Özene bezene güncelledikleri websitelerinde Fransızca ve Türkçe tur hikayelerinı bulabilirsiniz.

www.frogsonwheels.net

EN/FR #Laos #thailand Bazı gelenekselleşmiş hareketlerimiz var turda doğan. Mesela her 1000 km’de bir fotoğraf çekmek. Hem devirdiğimiz kilometreleri kutluyoruz, hem de mola vermek için bahane oluyor. Bazen sadece biz, bazen de başka insanlarla pedallarken denk geliyor sıradaki 1000. km… Bi gün dağ tepesine çıkarken, bazen deniz kenarında… Yol bize ne getirirse kabulümüz… Sanırım yol bize karşı boş değil, hep güzel yerleri denk getiriyor bu dönüm noktalarımıza. Biz de sana boş değiliz bebeğim Fotoğraflar için kaydırın Nous avons pris l’habitude de prendre une photo tous les 1000 km. Seuls ou en groupe, en montant un col ou au bord de la mer, nous apprécions toujours ces moments, peu importe l’endroit. We have some traditions on the road like taking pictures every 1000km. Sometimes when we are alone, sometimes when we are cycling with other tourers, sometimes while climbing up a mountain, sometimes on the seaside… Wherever we are, route always makes us happy, giving us the best sceneries to celebrate our milestones Swipe for other pictures #worldbybike #adventurecycling #bikewander #bisikletsevenler #bisikletizm #WeLoveCycling #pedalforever #voyageàvélo #cyclingshots #biketouringforever #ondepedalar #bicyclerail #globetrotter #cyclingphotos #bikeworld #bikeforlife #cyclingpics #bicyclelove #bicycletouring #cycletouring #cyclists #cyclisttouring #cyclistlife #enjoyeverymile #instabike #biketrail

A post shared by Travel the world by bike (@frogsonwheels) on

Fotoğraf sanatçısı gezgin Cemal Atasoy dünyanın dört bir yanına yaptığı bisikletli seyahatlerinde çektiği fotoğraflarını iyiki bizlerle paylaşıyor.

Baysun – Özbekistan…

A post shared by Cemal ATASOY (@atasoyca) on

Elif Üzer, yıllardır Güney Amerika’da gezmedik köy kasaba bırakmadı. Elif’in bisikletli yolculuğunu buradan takip edebilirsiniz.

Ersin Uyanık, başka yollar, Güney Amerika’da olan bir diğer Türk bisikletli gezgin.

www.baskayollar.com

El Che – Bolivia / Uyuni 10/17 #bolivia #elche #cheguevara #comandante #uyuni

A post shared by Ersin Uyanık (@baska_yollar) on

Tolga Tevke, aka Giderbey de şu anda Güney Amerika’yı bisikletle keşfediyor.

Uyuni geleneksel pozlar 🙂

A post shared by Tolga Tevke (@gider_bey) on

Bisiklet Gezgini, Seçil ve Alexios tam zamanlı gezmeseler bile sık sık bisikletle keşif yolculuklarına çıkıyorlar. Yollarımız iki yıl önce Sicilya bisiklet turunda kesişmişti, ne güzel olmuştu. Onları da çok severek takip ediyorum.

Harika bir gündü. It was a wonderful day 1000 metre çıktık. Bisikletle, evet. 4 saat sürdü çıkması. Manzara bize destek verdi, yola değil de zirvelere, gökyüzüne baktık. Kartallarla aynı yükseklikte uçtuk. Derelerden su doldurup içtik. Yanımızdan gürültüyle geçip bizi boğan motorlara rağmen, eşsiz bir gündü! / We climbed 1000 meters. Yes, by bicycle. It took 4 hours. It was great! Our scene was the top of the mountains, amazing sky, we flew with eagles, drank water from streams. 🙂 #edelweiss #bisikletgezgini #touring #bicycle #shop #bikeshop #turbisikleti #dükkanı #istanbul #bisiklet #bicicletta #bici #velo #fahrrad #podilato #cykel #fiets #txirrinda #jitensha #אופניים #ofanaim #велосипед #takayan #รถจักรยาน #zixingche #自行車 #Hahntennjochpass @santosbikesnl @ortlieb_waterproof @rohloff_en

A post shared by Touring Cyclists Seçil&Alexios (@bisiklet_gezgini) on

Ben ve Paolo artık tam zamanlı gezemesek bile yıl boyunca en az 4-5 kez bisikletle seyahat ediyoruz. Ay sonunda yine bir adada bisiklet üstünde yeni yıla girmek için Sardunya’ya gidiyoruz. 2018 için bol bol İspanya, Slovenya ve Avusturya yolculukları planlıyoruz.

#tbt missing #Samos ☀️ . . . . #greece #islandgirl #cycletour #holiday

A post shared by Bisikletizm (@pinarpinzuti) on

Instagram’da Takip Ettiğim Türk Bisikletli Gezginler yazısı ilk önce bisikletizm üzerinde ortaya çıktı.

Bisikletizm Nedir?

Aykırı Akademi ile bir süre önce harika bir sohbet gerçekleştirdik. Onlar sordu ve cevapladım. Bisikletizm üzerine yaptığımız röportajdan…

Bisiklet hayatınıza nasıl girdi ve neleri değiştirdi?

Çocukluğumda aldığım en değerli hediye Pinokyo bisikletimdi. Okuldan sonra mahallede arkadaşlarımla sokak aralarında yaptığımız gezilerden aldığım cesaretle lise yıllarında okula bisikletle gitme teşebbüsünde bulunmuş ve ilk denediğim gün bir kamyonun altında kalma tehlikesi yaşayınca bisikleti depoya kaldırmıştım. Üniversite eğitimi için Almanya’ya gittiğimde hemen bir bisiklet edindim ve günlük hayatta ulaşım için bir şehir bisikleti kullanmaya başladım.

Bir süre sonra haftasonları şehirden kaçma planlarına bisiklet turları eklendi ve çalışma hayatına geçtikten sonra da işe bisikletle gidip gelmeye devam ettim.

Evlendikten sonra hayat arkadaşım aynı zamanda yol arkadaşım oldu ve birlikte 25 ülkeyi bisikletle gezdik. Her gün ulaşım amaçlı bisiklet kullanmaya, haftasonları yaşadığımız şehrin etrafındaki köylere bisiklet turu yapmaya ve tatillerimizde uzak ülkeleri bisikletle gezmeye devam ediyoruz.

Bisiklet, benim etrafımdaki güzellikleri fark etmemi sağladı. Otomobilde duymayacağım sesleri, duymayacağım kokuları, göremeyeceğim detayları algılamama vesile oldu. Gördüğüm güzellikler, o yeri daha çok sevmemi sağladı, fark ettiğim “çirkinlikler” için ise aksiyon almaya yönlendirdi. Bisiklet beni, şehrine sahip çıkan vatandaş yaptı diyebilirim. Şehirde gördüğüm sorunları ve eksikleri yerel yönetime dilekçelerle iletmeye, sosyal medyada paylaşmaya ve panellerde dile getirmeye başladım. Sorunları gösterirken çözüm iletmeye başladım. Bisiklet sayesinde yaşadığım şehrin güzelliklerini çevreme göstermek ve problemleri için alternatif çözümler sunmak beni temel haklarının bilincinde ve bu hakları savunan bir metropol insanı haline getirdi.

Günlük hayatınızda bisiklet kullanmak size ne tür kolaylıklar sağlıyor?

Günlük hayatımda bisiklet kullanmak her şeyden önce bana zaman kazandırıyor. Bisiklet, yürüyüşe göre daha hızlı bir noktadan diğerine ulaşmamı sağlıyor. Ayrıca işten eve dönerken alışveriş torbalarımı bisiklet sepetimde zorlanmadan taşıyabiliyorum. Park yeri sorunum ve masrafım yok. Günlük sporumu ulaşım sırasında yapmış olduğum için spor salonuna gitmeme gerek yok, aylık üyelik ücreti de cebimde kalıyor.

Toplu taşıma araçlarının yolculuk sürelerini öngöremiyoruz, hava şartlarına göre vapurlar iptal ediliyor, grev dönemlerinde metrolar çalışmıyor, otobüslerin ne zaman geleceği belli değil. Tüm bu öngörülemez yolculuk süresi, günlük hayatımızda hep bir B Planımız olması konusunda bizi tetikte tutuyor. Bisiklet ile mesafeler hep aynı sürede aşılıyor. İşe hiç geç kalmıyorum.

Ülkemizin mevcut araç trafiğini ve sürücülerini göz önünde tutarak şehir trafiğinde nelere dikkat edilmesini önerirsiniz?

Ulaşım amaçlı bisiklet yolları ağımız olmadığı için bisiklet kullanıcıları olarak yollarda otomobillerle yan yana sürüş yapmak zorundayız. Her şeyden önce dikkatinizin tamamını sürüşe vermeli ve duyularımızdan faydalanmalıyız, yani görmeli ve dinlemeliyiz. Belki de yolu birazcık daha uzatma pahasına trafiğin daha az olduğu yan yollar tercih edilebilir. Bisikletle yol alırken araç sürücülerinin arkamızdan bizi nasıl gördüğünü düşünmeli ve gitmek istediğimiz yönü göstermek için elimizle işaret vermeliyiz. Kavşaklarda ve yol ağızlarında göz teması kurmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ellerimizle gidona sıkıca sarılmamız, yoldaki tümseklerde veya aniden durmak zorunda kaldığımız durumlarda bisikletin hakimiyetini kaybetmemizi önler.  Gece sürüşlerinde arka ve ön ışıklandırmalar mutlaka kullanılmalı.

Bisikletizm nedir?

2006 yılında bisikletim ismiyle blog yazarlığına başladım ve bir süre sonra bisiklet merkezli yazıların bulunduğu sitemin daha kapsayıcı bir isim taşımasına karar verdim. Humanizm’den esinlenerek ismini bizikletizm koydum.  Bisikletizm.com’da bisikletli ulaşım, bisikletli yaşam, bisiklet ekonomisi ve bisiklet turizmi üzerine bilgi ve deneyimlerimi aktarıyorum. Şehircilik ve ulaşım üzerine izlediğim konferansları, okuduğum araştırma raporlarını ve günlük hayatta bisiklet kullanımını kolaylaştıracak püf noktaları yazıyorum. Bisikletizm’in üniversite öğrencileri tarafından tez yazılarında kaynak kullanıldığında ise çok mutlu oluyorum.

İstanbul bisiklet dostu bir şehir mi?

İstanbul, bisiklet dostu bir şehir değil. İnsan dostu bir şehir olduğunu da söyleyemeyiz… İnsan merkezli bir şehir, öncelikle şehirdeki hız limitlerini düşürmeli.  Yollardaki hız kontrolü sağlandığında, yaya ulaşımın ve bisiklet kullanımının arttığı görülecektir. Çocuklu ailelerin mahallerinde sokağa çıkması demek, parklara ve meydanlara olan talebin artması anlamına gelir. Otoparklar tarafından işgal edilen kamusal alan, insanlara geri verilmek için dönüştürülür. AVM’de değil  mahallerinde zaman geçirmeyi tercih eden aileler, esnaftan alışveriş yapmaya başlar. Hergün birbirleri ile göz göze gelen insanlar arasında sosyalleşme başlar ve insanlar arası ilişkiler gelişir. Mahalle sevilir ve sevilen bir şey de korunmak ister. İşte o zaman aktif vatandaşlar talepkar olmaya başlarlar. “Boşvermişlik” sona erer desem ileri gitmem herhalde.

Bisiklet dostu şehirlerde, bisiklete binmek yürümek kadar kolaydır. Bisikletlilerin A’da B’ye güvenli bir şekilde ulaşması için gerekli altyapı ve hizmetler bulunuyor, bisiklet park yerleri herkesin kullanımına açıktır, binaların güvenli bisiklet park yerleri vardır, bisiklet kiralama ve paylaşım sistemleri bulunur, bisiklet toplu taşıma araçlarına entegredir. Yol geçiş üstünlüğü önce yayaya sonra da bisiklete aittir.

Türkiye’de bisiklet kullanımını nasıl artar?

Haziran ayında dünyanın en büyük bisiklet konferansı VeloCity’ye katıldım. Yılda bir kez yapılan ve 4 gün süren konferansta 80 ülkeden gelen çeşitli konuşmacıları dinleme şansım oldu. Politikacıların, belediye başkanlarının, akademisyen, özel sektör ve STK temsilcilerinin katıldığı konferansın teması “bisiklete binme özgürlüğü” idi. Eşit ve demokratik bir ulaşım aracı olan bisikletin herkes için erişilebilir olması ve bisiklet sürmenin yürümek kadar kolay bir hareket şekline dönüştürülmesi için neler yapılması gerektiği konuşuldu. Konferans sırasında elbette dinlediğim her şeyi Türkiye’deki ulaşım politikası ile karşılaştırdım.

Yolun en yavaş paydaşı yayaların kaldırımı yok, yollarda geçiş üstünlüğü yok. Medeni hiçbir ülkede yaya, karşıdan karşıya geçmek için otomobilleri beklemez, motorlu araçlar yaya ve bisikleti bekler.

Bisiklet için ise durum farklı değil.  Ülkemizde yapılan bisiklet yolları rekreasyon amaçlı olarak yapılıyor. Sahil şeritlerindeki bisiklet yolları sizi bir yerden başka bir yere götürmüyor. Bu yolların üzerine kurulan bisiklet paylaşım sistemleri de sizin işe gitmeniz için değil, bisiklet yolunun üzerinde bir ileri bir geri gitmeniz için tasarlanıyor.

Bisikletle entegre olan ilk toplu taşıma araçları vapurlardır. Bisiklet kullanıcılarının ısrarlı talepleri ile metro ve hafif raylı sistemin araçlarına sınırlı saatlerde bisiklet alınmaya başladı. Bazı semtler için otobüslere bisiklet taşıma aparatları eklendi ancak bu sistematik değil, şansınız varsa denk geliyorsunuz. Bir şekilde bisikletle bir yere gitmeyi başardınız, şimdi çözmeniz gereken daha büyük bir sorun sizi bekliyor: güvenli bir bisiklet park yeri. Bisikletlerin çalınma oranı çok yüksek, kapalı ve güvenli bisiklet park yerleri yo. Belediyelerin altyapı sunmakta gecikmesine bir de işletmeler bisikletle işe gelen çalışanlarına kolaylık sağlamaması da eklenince, tercihini bisikletten yana yapanları gerçekten büyük zorluklar bekliyor.

“Ülkemizin bir bisiklet ülkesi, daha doğrusu bisiklet dostu bir ülke olabilmesi için öncelikle ‘ulusal bisikletli ulaşım strateji ve planına’ sahip olması gerekiyor” demişsiniz. Bu planda olması gerekenler nelerdir?

Ulusal bir vizyon ve ulaşım planı olmadığı sürece ülkemizde bu konuda yapılan tüm çalışmalar noktasal, birbirinden bağımsız, deneme yanılma ve kaynakların boşu boşuna harcanması ile sonuçlanacaktır. 2020 yılı itibariyle dünya nüfusunun %70’inin şehirlerde yaşayacağı öngörülüyor dolayısıyla şehirlerin bir numaralı sorunu ulaşım ve hareketlilik konusunda yasal düzenlemelerin tamamlanması için ulusal bir stratejik eylem planına ihtiyacımız var.

Dünyada örneklerini gördüğümüz Ulusal Bisiklet Konseyi gibi oluşumlar, beşer yıllık stratejiler hazırlıyor, ülke çapında ulaşım ve spor amaçlı bisiklet kullanımına destek ve teşviklerin koordinasyonunu yürütüyor. Oluşturulan strateji dokümanının içeriğinde ise bisiklet, ülkeye ne kazandırıyor, son beş yılda nelere ulaşıldı, yeni vizyon nedir ve hedeflerin uygulanmasında yönetim ve denetim ne şekilde olmalıdır gibi bilgiler bulunuyor.

Yaya ve bisikletli ulaşımı tercih eden kent insanının belediyeler tarafından altyapı (kesintisiz ve güvenli bisiklet yolları ağı) ve hizmetlerle (pratik ve güvenli bisiklet park yerleri, bisiklet ve toplu taşıma araçlarının entegrasyonu vb) “ödüllendirilmesi” gerekmektedir. Aynı zamanda kent merkezinde trafiğin yavaşlatılması (hız limitinin 30km/s’e düşürülmesi, kent merkezine özel araç ile girmek isteyenlerin ek vergi ödemesi, kaldırımların otomobiller tarafından işgalinin önüne geçerek yayalara alan açılması vb) gibi otomobil kullanıcılarının alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Tüm bu sürecin en önemli parçası iletişim. İnsanların alışkanlıklarının değişmesi kolay bir şey değil. Yaya ve bisikletliye saygının olmadığı, otomobil kullanıcılarının kendilerini diğer yol kullanıcılarından üstün gördüğü ülkemizde, insanları otomobilden indirip bisiklete bindirmek ancak doğru iletişim ve bisikleti tercih eden kent insanının güvenli bir şekilde gitmek istediği yere ulaşması ile gerçekleşebilir.

Bisiklet turizmi ve ekonomisi hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?

Bisikletin AB ülkelerine ekonomik katkısı 513 Milyar Euro.  Alışveriş için yılda 111 Milyar euro harcayan bisiklet kullanıcıları AVM’leri değil mahallelerindeki küçük esnafı tercih ediyorlar.

AB’de bisiklet kullanımı 650.000 yeni istihdam yarattı.

Portland (ABD)’da bisiklet kullanımı oldukça yaygın ve sağlık harcamalarında yılda 600 milyon dolar tasarruf ediyor.

Bisiklete binen kişiler daha az hastalanıyor ve rapor kullanıyorlar. Hollanda’da bisikletlilerin rapor kullanmadığı günlerin ekonomik değeri 15,5 Milyon Euro.

Hollanda’da bisiklet kullanımına bağlı olarak trafik yoğunluğunun azalması 60.000 saat tasarruf ettiriyor ve bunun ekonomik değeri 60 Milyon Euro.

Bisiklet Turizmi, özellikle kırsal alanların değerlendirilmesini sağladığı ve sürdürülebilir olduğu için çok önemli. Deniz ve kayak turizminin aksine bisiklet turizmi tüm mevsimlere yayılır. Bisiklet Turizmi AB ülkelerine yılda 44 Milyar Euro kazandırıyor. Fikir vermesi açısından eklemek isterim, örneğin kruvaziyer turizminin değeri 39,4 milyar Euro. Bisikletli Turist, her şey dahil paketle tatil yapanlara göre %40 daha fazla para harcıyor. Bisiklet turizminin %52’lik dilimini tur bisikleti ile bisiklet rotalarını takip eden, bisiklet yollarını tercih eden ailecek, çocuklu veya arkadaş grubu ile gezenler oluşturuyor.

Otomobilsiz bir yaşam ya da otomobilsiz bir kent mümkün mü?

Evet, mümkün. Ben ve eşim otomobilsiz bir yaşam sürdürüyoruz. Otomobili sadece ihtiyaç duyduğumuzda kullanmak için ona sahip olmak zorunda değiliz. Paylaşım ekonomisi, sahip olmanın değil, kaynakların paylaşımının ekonomiyi döndürdüğünü kanıtlıyor. Bugün şehirlerde BikeSharing gibi CarSharing sistemleri var.

100 önce insanların, bisikletlerin ve atların paylaştıkları sokakların bir gün meydan, avlu ve kaldırımlar dahil otomobiller tarafından işgal edileceği kimsenin aklına gelmezdi, bugün ise en “yaşanabilir şehirler” sokakların eski sahiplerine geri verildiği yerler. Oslo, Hamburg, Helsinki gibi şehirler, kent merkezlerini motorlu taşıtlara kapatmak için hazırlıklarını tamamlamak üzereler. Yaya, bisiklet ve toplu taşıma araçlarının kullanımı, ulaşım ihtiyacını karşılayacak.

Her yıl 7 milyon insan hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklardan hayatını kaybediyor, milyonlarcası motorlu araçlardan kaynaklanan trafik kazalarında ölüyor.  Motorlu taşıtlar ve sürat minimuma indirilmek zorunda.

Eylül ayında Otomobilsiz Kentler gününde Paris’in en işlek ve en ünlü caddesi trafiğe kapatıldı, tek bir gün için yapılan böyle bir önlemin hava kirliliğini nasıl azalttığı görüldü ve Paris Belediye Başkanı anında yaya ve bisikletli ulaşım için 8 Milyar Euro ayırdıklarını açıkladı.

İnsan alışkanları bir günde değişmiyor. Hareket etme şeklimiz de buna dahil. Haftada bir gün düzenli olarak şehrin farklı mahallerinde kapatılan sokaklar, hepimize yeni çözümler üzerinde düşünme ve deneyimleme fırsatı sunuyor. Arabadan bir kez inmek ve bisikletle denemek yetiyor. Bisiklet ile kimseye ve hiçbir şeye bağımlı olmadan yapılan yolculuğun tadı damakta kalıyor.

Bisikletizm Nedir? yazısı ilk önce bisikletizm üzerinde ortaya çıktı.

Transist İstanbul | Smart Mobility Conference

Transist İstanbul | Smart Mobility Conference

2-3 Kasım tarihlerinde yapılan Transist Uluslarası İstanbul Ulaşım Kongresi ve Smart Mobility Conference izlenimlerimlerimi tek bir cümle ile özetlemem gerekirse siyasiler “daha fazla köprü, tünel, yol yapacağız” derken, akademisyen ve uzmanlar “ulaşım sorunlarına çözüm motorlu taşıt altyapısına yatırım yapmak değildir” diyorlar.

transist istanbul ulasim

Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapılan uluslararası ulaşım kongresi kapsamında ana salonda ulaştırma bakanı, İstanbul valisi ve belediye üst düzey yetkilileri Türkiye için ulaşım konusundaki yatırımlarını açıklarken, eş zamanlı yürütülen teması “Bisiklet Özgürlüğü” olan Smart Mobility Conference konuşmacıları bisiklet ekonomisi, bisikletli ulaşım ve bisiklet dostu kentlere odaklandı.

smart mobility conference

Dünyanın en önemli bisiklet zirvesi Velocity 2017 konferansından alınan Freedom of Cycling teması, her ne kadar Transist’te bisiklet özgürlüğü olarak sunulsa da, aslında tema bisiklete binme özgürlüğü olmalıydı ancak ana salondaki devlet erkanının konuşmalarını dinledikten sonra kişisel görüşüm Türkiye’de yakın bir tarihte bisiklet binme özgürlüğünün kazanılması oldukça zor.

transist istanbul ulasim
Transist’in açılışı Mehteran Takımı ile yapıldı.

Kongrenin gündeminde “araç”, akıllı ulaşım panelinin gündeminde ise “insan” vardı

Kongre açılış konuşmasını yapan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, hükümetin kaç bin kilometre bölünmüş yol yapıldığını, ne kadar sıcak asfalt döküldüğünü, kaç km tünel yapıldığını, kaç adet viyadük/köprü yapıldığını aktardı. İstanbul’da yapılan dünyanın en büyük havalimanını gelecek yıl açacaklarını söyledi. Bir de müjde verdi, İstanbul boğazında üç katlı bir tünel daha yapılacak dedi. Konuşmanın tamamını linkteki videodan izleyebilirsiniz.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, konuşmasında İstanbul’un ulaşım yatırımlarının dünyaya örnek olacağını belirtti.

Transist Smart Mobility Conference

transist istanbul
Prof. Dr. Mustafa Karaşahin

Bakanlık gündeminde yaya ve bisikletlinin olmadığını üzüntüyle kabullenmeye çalışırken Smart Mobility Conference’ın “Kent içi Ulaşım Aracı Olarak Bisiklet” başlıklı panel oturum başkanı Prof.Dr. Mustafa Karaşahin’in “Türkiye’de bisikletli ulaşım ağı altyapısı olan şehir yok” sözleri ile başladı. İstanbul’da 36.000 km motorlu taşıt yolu bulunurken, birbirinden kopuk bisiklet yollarının toplam 114 km olduğunu belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin teşvikleri ile geçen yıl kurulan İstanbul Bisiklet Derneği’nin başkanı Murat Kazanasmaz yıl boyunca yaptıkları bisiklet sürüşlerine ait fotoğrafları paylaştı.

AmsterdamTech.City kurucusu Nuray Gökalp, Amsterdam’ın bir günde bisiklet dostu şehir haline gelmediğinin, bisiklet politikalarının geliştirilmesi ve uygulanması için zaman gerektiğinin altını çizdi. Kendisinin özel aracının olmadığını, çünkü Amsterdam’da otomobile alternatif bir çok ulaşım şeklinin olduğunu söyledi.

transist bikenomist paolo pinzuti
Bikenomist kurucusu Paolo Pinzuti

Bikenomist kurucusu Paolo Pinzuti, on yıl öncesine göre internet hızının ne kadar arttığını ancak şehir içinde bir yerden bir yere gitmenin sürekli yavaşladığını belirtti. İstanbul üzerinden örnekler verdi ve şehir içinde motorlu taşıtlarla ulaşım hızının 8-13 km/s arası olduğunu gösterdi. Bisiklet veya eBike ile ortalama 15-25 km/s ile yolculuk yapıldığına göre neden illa araba kullanma konusunda ısrarcı oluyoruz?

transist istanbul
AB Türkiye Delegasyonu’ndan Françoise Begeut

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölüm Başkanı François Begeut, salona bisiklet üstünde giriş yaptı ve “Rolling Revolution: Cycling” başlıklı konuşmasında İstanbul’un daha fazla yol yapımına bütçe ayırmasının ürkütücü olduğunu; hava kirliliği ve iklim değişikliğine karşı alınacak en büyük önlemin otomobilleri otoparkta/garajda tutmak olduğunu söyledi. Paris, Oslo, Londra, Hamburg gibi şehirlerin otomobilsiz kent olma yolunda yatırımlar yaptığına değindi.

transist
HOE360 kurucusu Niels Hoé

HOE360 kurucusu Niels Hoé, bisiklete binmeyi komplike birşey sanmayın ve komplike hale getirmeyin dedi. Kendisinden önceki oturumda konuşma yapan İstanbul Bisiklet Derneği başkanının kongreye bisikletle gelmeme nedenini binada duş olmaması olarak açıklamasına katılmadığını belirtti. Binada duş olmaması, bisiklete binmeye engel gösterilmemelidir dedi.

Yaya ve bisikletli ulaşım altyapısı olan büyük şehirlerde esnafın satışlarının %50 arttığını, daha küçük şehirlerde ise %25 arttığını belirtti. Amsterdam gibi Kopenhag’ın da bir gecede bisiklet şehri olmadığını, bunun için çok uzun yıllardır çalıştıklarını söyledi. Kopenhag’da ilk bisiklet yolu tam 100 yıl önce yapıldı. Türkiye’nin (ve diğer ülkelerin) 100 beklememesini, başarılı uygulama örneklerini alarak, deneme yanılma yapmadan bisikletli ulaşım altyapısını hazırlaması gerektiğini ekledi.

Kopenhag’da son 50 yıldır motorlu taşıtlar için tek bir köprü yapılmadı. Ancak bisikletli ulaşım için dünyanın 7 harikası bu şehirde yer alıyor.

transist

Ana salonda Ulaştırma Bakanı köprü, tünel, yol derken, akıllı ulaşım konferansında uzmanlar İstanbul’a başka tünel, yol, köprü yapılmamasını, var olan yolların yaya/bisiklet ile paylaşılmasını öneriyorlar.

Ana salon, araçları hareket ettirmek için planlar yaparken (ve yeni problemler yaratırken) küçük salonda insan hareketliliği, yani erişim konuşuluyordu.

Kongrenin ilk gününden notlarım arasında yer alan en güzel bilgi Kopenhag’da okulların çevresindeki tüm otoparkların gündüz bisiklet park yeri, akşam öğrenciler evlerine döndükten sonra ise araç otoparkı olarak kullanıldığı oldu. FlexParking, Esnek park yerleri olarak adlandırılan sistem, şehirdeki kamusal alanı verimli kullanma adına harika bir örnek.

transist
Erol Küçükbakırcı, Aykan Kep, Peyami Çelikcan

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Transist Kongresinin ikinci gününde “kent içi bisikletli ulaşım altyapısı ve bisiklet paylaşım sistemleri” üzerine sunum yapmak üzere davet edildim.

Konuşmacı olarak bulunduğum paneldeki diğer konuşmacıların ulaşımla değil sporla alakalı kurum yöneticileri olmasına ise anlam veremedim. Kent içi bisikletli ulaşım konusunu İstanbul Büyükşehir Spor Müdürü ve Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı yerine İstanbul Büyükşehir Ulaşım dairesinden yetkililerle, başarılı projeleri ile örnek olabilecek diğer şehirlerin belediye çalışanları ile veya yaya/bisiklet derneği temsilcileri ile tartışmayı tercih ederdim.

Panelin oturum başkanı  İstanbul Şehir Üniversitesi rektör vekili Prof. Dr. Peyami Çelikcan, bisikletli yaşama geçiş için üniversitelerin üstlenmeleri gereken misyondan bahsetti. İTU ve Boğaziçi Üniversitelerinin projelerinden örnekler aktardı ve İstanbul Şehir Üniversitesi’nin Dragos kampüsünün otomobilsiz olduğunu ve kampüs içindeki ulaşımın yaya ve bisikletle gerçekleştirilmek üzere tasarlandığını anlattı.

Peyami Çelikcan “Bisiklet yaşama kültürü oluşturmak istiyoruz” dedi.Kampüsün mevcut bisiklet yollarına bağlanmasını istedi. Yerleşkesi olan her kamu kuruluşunun kendi içinde otomobilsiz bir hareket şekline kavuşması gerektiğini de ekledi. O sırada salonda İBB Ulaşım dairesinden bir çok yetkili vardı, umarım bu talep değerlendirilir.

İstanbul Büyüşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürü Ayhan Kep, Sağlık bakanlığından aldıkları 39.000 bedava bisiklet ve pedal.ist projesini anlattı.  Sunum boyunca spor ve ulaşım kavramlarının biraz birbirine girdiğini hissettim ancak Ayhan Bey’e kusur bulmadım. Spor Müdürü, elbette bisikleti spor aracı olarak değerlendiriyor ve ona göre projeler hazırlıyor. Ancak benim merak ettiğim ama soramadığım soru: Bisiklet hediye edilen çocuklar, evden okula bisikletle mi gidip geliyorlar? Öğretmenleri bisikletle mi işe geliyor? Hep birlikte okuldan müzeye, sahile vs bisikletle mi gidiliyor?

Erol Küçükbakırcı, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı. Eminim kendisine panel daveti geldiğinde “kent içi ulaşımında bisiklet ve bisiklet paylaşım sistemleri” konusunda neden beni çağırdılar diye sormuştur. Açıkçası ben hala kendime bu soruyu soruyorum. Haftanın ker günü 40 km bisikletle antrenman yapan Erol Küçükbakırcı, farklı ülkelerde katıldığı bisiklet yarışlarını anlattı, biraz kişisel anılarını aktardı ancak bir türlü ulaşım aracı olarak bisiklet konusuna gelemedi. Konuşmasını “bisiklete binin kendinizi daha iyi hissedeceksiniz” diyerek tamamladı.

transist
bisikletizm, Pınar Pinzuti

Bana ayrılan 15 dakikalık sürede bisiklet paylaşım sistemlerinin dünden bugüne nasıl değişerek geliştiğini, bisikletli ulaşım altyapısı için verilerin nereden sağlanabileceğini ve yatırımların nasıl etkili olabileceğini aktardım. Sunumumda kullandığım slaytlar burada, video yayınladığında yazıya ekleyeceğim.

Konferansın son oturumu “Bisiklet Kullanımının Yaygınlaştırılması için Toplumsal Bilincin Artırılmasına Yönelik Farkındalık Çalışmaları” neler olabilir sorusuna yanıt aradığımız 2 saat süren, Prof.Dr İbrahim Kırcova’nın moderatörlüğünü yaptığı, zamanın çok verimli kullanıldığı ve etkileşimin yüksek olduğu çalıştaydı.

Belediye ulaşım dairesi çalışanları, bisiklet derneği temsilcileri, akademisyen, öğrenci ve özel sektörün grup çalışması olarak konuları tartıştığı gerçekten iyi bir çalışma oldu. Çalıştay çıktısı paylaşıldığında yazıya ekleyerek güncelleyeceğim.

transist
İstanbul’da yaşayan ve bisikletle işe giden dostlarımla

Kongre merkezinde bisiklet park yeri yoktu. Bisikletle konferansa gelmeye teşvik edici bir uygulama görmedim. Bisikletle gelen ve bisikletini binanın dışındaki direklere bağlayanların sayısı da bir elin parmaklarını geçmez. Bu konuda gelecek yıl belki güzel bir çalışma yapılabilir.

Transist İstanbul | Smart Mobility Conference yazısı ilk önce bisikletizm üzerinde ortaya çıktı.